Homofobinin bana bu zamana kadar neler yaşattığını ilk yazımda anlatmıştım. Bundan birkaç ay önce ölmüş olsam, 29 yıllık bir ömür, saklanarak, kendimden kaçarak sonlanmış olacaktı. Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler götüme mi sokucam? Geçti artık.

Bugüne gelelim; o dolaptan çıktıysam da eşikten öteye geçmeye zorlanıyorum. Hadi ben kabul ettim lezbiyen olduğumu, tamamız buraya kadar. Eee…

Düşün arkadaşım…

Ben 29 yaşına kadar yani bugüne kadar öyle olması gerekiyormuş gibi erkeklerle birlikte olmuşum. Aşık olamıyorum dediğimde ya “doğru erkek denk gelmemiş” demişler ya da “duygusuzsun”…

Herkesin ilişkilerde çok romantik saydığı şeyler bana hep çok aptalca gelmiş çünkü ben o erkeklere karşı hiç öyle şeyler hissetmemiş dolayısıyla da onlardan böyle lüzumsuz sevgi gösterileri beklememişim. İnsanlar romantizme bakışımdan dolayı beni odun ilan ederken ben de savunmamı geliştirmiş, o sevgi pıtırcıklarının sevdikleri şeylerin boş olduğunu söylemişim. Çok söyleyince de kendim bile inanmışım.

Sevişmeler var bir de, en zoru…

Koy şimdi kendini yerime!

İlk zamanlar tiksindirici, sonra meraklı, sonra hırslı… Eeee hala heyecan yok n’apıcaz? Başka başka erkekler denemeliyiz ya da başka şeyler. Oldu mu sana sevişmeler bilimsel çalışma! Sevmeden, hoşlanmadan sevişmenin çok normal olduğunu da içselleştirdik böylece… Şimdi bunu gel de insanlara anlat. Anlatırken inan ama… İnanmak zorundasın arkadaşım, yoksa kafayı yersin.

Bağlanmak diye bir şey yok hayatında, aşk yok, sadece kriterlerin var… Bir erkek o kriterlere biraz yaklaşmışsa alıyorsun hayatına ve alışmaya çalışıyorsun. Seviyorsun insanlıklarını, minnet falan bir şeyler oluyor arada bak, olmuyor değil. İnsansın sonuçta kayıtsız kalamazsın sana duyulan sevgiye ama o sevgi senden beklenen sevgi olmuyor işte.

Bu arada bazı kadınları çok seviyorsun. Onlar ki sevişmek için değil sevilmek için yaratılmış kadınlar… Niye öyle düşünüyorsun biliyor musun? Çünkü sen sevişmeyi bilmiyorsun! Sen deney yapmışsın hep, o hayvani bir şey sanki. O kadınların sevişiyor olduğunu bile düşünmek istemiyorsun. Haliyle o kadınlara karşı cinsel istek duymak çok kaba geliyor. Aklından siliyorsun o kaba düşünceleri. O kadın her kimse, ne masum şey öyle, al koynuna ömür boyu sarıl uyu yeter. (Hal böyle olunca da yok ya ben lezbiyen değilim diyorsun hep) Şimdi birleştir bunları; üstü kapalı bir biçimde evlenilecek kadın, eğlenilecek erkek mantığı çıktı ortaya, görüyor musun? Al işte, çok eşli bir hayata da girdin mi farkında olmadan.

Bunların hepsi olurken uzaktan seyrediyorsun kendini; anlamsız, ruhsuz, kaba, çirkin… Sevmiyorsun artık; sıyrılmak, kurtulmak, hatta yok olmak istiyorsun. Neden? Çünkü sen 11 yaşında en saf halinle bir kıza aşık olduğunda çok ağır biçimde aşağılanmışsın. Korkakmışsın belki, belki de seni aşağılayan o insanların sevgisini kaybetmek istememişsin. Onları kaybetmeyeyim derken ruhunu kaybetmişsin. Kadın gibi düşünemiyorsun artık. Odun gibi kalmışsın.

Bugün lezbiyenim/biseksüelim (her neyse) diyorsun, kabul ediyorsun tamam da 29 yıl bir kere sevgini göstermemişsin birine, sen kimseyle flört etmemişsin, kur yapmamışsın, ele dümdük yaşamışsın. Korkmaz mısın arkadaşım? Eline yüzüne bulaştırmaz mısın?

Ben korkuyorum, bulaştırıyorum. Homofobinin yarattığı bu tahribatı yok edene kadar biraz sarsak geçecek belki duygusal yaşamım ama sonunda aşk kazanacak, inanıyorum.

Etiketler:,, 216 Kere Okunma 03 Oca 2017

Benzer Yazılar

Lezbiyen Miyim ?

03 Oca 2017

Yorumlar


Sen de Yorumla!